yıl dönümü

döndüm, dolaştım, kaçtım ama nihayetinde umutlarımı, hayallerimi yeniden kucakladım. odama lavantalar topladım. kitaplarımı tekrar kokladım birkaç yıl önceden kalan dergimi tekrar okudum. altını çizdiğim satırları bir kez daha zihnime davet ettim. yürüdüm yürüdüm güneşi uğurladım. göz kırptı ve ertesi gün için bana söz verdi. sabah bir uyandım, sözünü tutmuş! aynanın karşısına geçtim. kendime verdiğim sözleri…

Birlikte

yaşamak gerek bu hayatı. o seni peşinden sürüklemesin, sen tut onun ellerinden. beraber gezin her bir güzelliği. anlaşabilmeyi, birbirinizi anlayabilmeyi öğrenin. dinlemeyi öğrenin. kalabalıkları dinleyin beraberce. güneşin batışını, bulutları dinleyin. dinledikçe öğrenmeyi anlayın. öğrendikçe daha hızlı koşun. yetişebildiğiniz her yere. hissedebileceğiniz her noktaya. başka hayatlara dokunun birlikte. onlarla sıkı sıkı kenetlenin. kanadı kırılmış kuşları beraber…

salıncak

çocuk parkında bir salıncak vardı. biraz gıcırdardı, üstü de bir miktar kumluydu. kimse o salıncağa binmedi. kimse o salıncağın kumlar altında kalmış rengini merak etmedi. insan da böyleydi. ağlayana yüz çevirdi, elleri kanayana sırt. insan da böyleydi. acıyı hissedeni yok etti gülümseyeni hep vâr. sözün bittiği yerde aslında insan, bencildi.

bencil olma

isyanın kıyılarında gezindiğin o sıralar, arkana dön ve bak. senin acı dediğine istekle elini uzatanları izle. sen de başka acıları gör,hisset. hissedince canın biraz daha yansın nefesin sıkışsın. ama bunlar çok büyük diye içinden geçirdiğin o an unutma ki; onları doğuran daha niceleri var. bırak görmeyi, duymanın bile yerle bir ettiği acılar. bir de dön…

acını gördüm anne

insan bazen de sadece istediğini yapmalı, kaygılarını bir kenara bırakıp soluksuzca yaşamalı. yanlış yazdığı sayfayı koparmak yerine üstünü çizip geçmeli. yapmalı insan bazı şeyleri, yapmalı. ben neden yapamıyorum? hayatı beni titretecek boyutta yaşıyorum. günlerimin  yarısında kalbimi boğazımda hissediyorum, bazen tam kafamın içinde. diğer yarısında da kırılıyorum. bazı şeyleri hep bekliyorum. hata mı yapıyorum sahi söylesene….

neredesin?

​acizliğimi hissetim iliklerimde, umutsuzluğun keskin tadını, hissizliğin en büyük hissini. çığlıklarım yok oldu boğazımda. açtım ağzımı yumdum gözümü, dökülen kelimelerim olamadı hiç. sadece gözyaşıydı bir yanak dolusu. titrerken her zerreme kadar, hava soğudu biraz daha. inadına, acı çektirmek için. hayallerim kayboldu ruhumda. penceremin kenarına diktiğim çiçeğim, yapraklarını bıraktı toprağa. artık cılız bir bedenden ibareten. yoruldum….

mutlu kurabiyeler

​mavi güller arasındaki taşlı patika yoldan geçerken, burnuna gelen hatıraların kokusu, dudağının kenarına kelebek kadar kırılgan bir tebessüm kondurdu. hatırlıyordu. babasının aldığı bisikletini ilk burada sürmüştü. ilk burada düşmüş, dizlerini kanatmıştı. eskilere dönmek istedi bir an. küçük bir kız çocuğu olduğu zamanlara. uçurtmasının iplerini karıştırdığında babasının kızmadan, o koskocaman kalbi kadar olan sabrıyla çözdüğü zamanlara…